KESİN KABULÜN GECİKMESİ HALİNDE TEMİNAT SÜRESİ SONRASI HASARLARDA SORUMLULUK
Genel Olarak Kabul ve Teminat Süresi Kavramı
Kamu yapım işlerinde kabul, işin sözleşme ve eklerine uygun şekilde tamamlanıp tamamlanmadığının tespiti ile idare ve yüklenici arasındaki sorumluluk ilişkisinin sınırlarının belirlenmesi bakımından temel bir hukuki işlemdir. Bu kapsamda Yapım İşleri Genel Şartnamesinde kabul işlemleri; geçici kabul, teminat süresi ve kesin kabul olmak üzere birbirini takip eden aşamalar şeklinde düzenlenmiştir.
Yapım İşleri Genel Şartnamesi “Kabul İşlemleri” başlıklı Dokuzuncu Bölüm altında; geçici kabul (Madde 41), teminat süresi (Madde 42), teminat süresindeki bakım ve giderler (Madde 43) ve kesin kabul (Madde 44) hükümlerini birlikte düzenleyerek, yapım işlerinde kabul süreçlerini ve bu süreçlerde yüklenicinin sorumluluk alanını belirlemiştir. Bu sistem içinde “teminat süresi”, geçici kabul ile kesin kabul arasındaki dönemi ifade eder; “kesin kabul” ise bu dönemin sonunda yapılacak inceleme ve onay işlemiyle kabul sürecini tamamlar.
Uygulamada teminat süresinin sözleşmede belirlenen süre sonunda sona ermesine rağmen, kesin kabul işlemlerinin idare kaynaklı veya fiilî nedenlerle gecikmesi halinde; teminat süresi bittikten sonra kesin kabul yapılıncaya kadar geçen dönemde meydana gelen hasarların kimin tarafından giderileceği ve idarenin “bakım devresi teminatını içeren sigortanın uzatılması” yönündeki taleplerinin dayanağı tartışma konusu olmaktadır. Aşağıdaki değerlendirme, Yapım İşleri Genel Şartnamesi 41–44 maddelerinde yer alan hükümlere, “teminat süresi”nin başlangıcına ilişkin Tip Sözleşme 20. madde mantığına ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 20.06.1988 tarihli E:48, K:2362 sayılı kararında yer verilen ilkeye göre yapılmıştır.
Geçici Kabul: Başvuru, Ön İnceleme, Komisyon İşlemleri
Yapım İşleri Genel Şartnamesi Madde 41/1 uyarınca “taahhüt edilen iş, sözleşme ve eklerinde yer alan hükümlere uygun olarak tamamlandığında yüklenici idareye geçici kabulün yapılması için yazılı olarak başvuruda bulunur.” Geçici kabul işlemlerinin başlangıç koşulu, işin sözleşme ve eklerine uygun şekilde tamamlanması ve yüklenicinin idareye yazılı başvurusu olarak kurulmuştur.
Geçici kabul süreci, Şartnameye göre “yapı denetim görevlisi tarafından ön inceleme” ile başlar. Madde 41/2 hükmü “yapılan işler, yapı denetim görevlisi tarafından ön incelemeden geçirilir ve yapılan tespitler bir tutanağa bağlanır” şeklindedir. Ön inceleme sonucunda işin sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamlandığı ve kabul işlemlerinin yapılmasında bir engel bulunmadığı anlaşılırsa idare tarafından geçici kabul komisyonu oluşturulur. Buna karşılık iş kabule hazır değilse eksik ve kusurlu işleri gösteren ön inceleme tutanağı idareye iletilir; bunun üzerine yükleniciye kusur ve eksiklerin giderilmesi için “en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarda bulunulur” ve sözleşmede belirlenen oranda gecikme cezası uygulanır. Şartname, geçici kabul işlemlerinde “yüklenicinin veya vekilinin de hazır bulunması” kuralını benimser; tebligata rağmen hazır bulunulmaması halinde ön inceleme ve tespitler tek taraflı yapılır ve bu husus tutanağa yazılır.
Kabul komisyonu incelemesini, Madde 41/5’te düzenlenen biçimde, gerçekleştirilen işlerin nev’ini, niteliğini, sözleşme ve ekleri ile teknik gereklere ve iş sırasında onaylanan değişikliklere uygunluğunu ve kabule hazır olup olmadığını “yüklenici veya vekili ile birlikte” inceleyerek yürütür. Komisyon işi kabule uygun görürse Madde 41/5-c uyarınca “geçici kabul tutanağı düzenlenir ve bu tutanağı komisyon üyeleri ile birlikte yüklenici veya vekili de imzalar.” Komisyon kabule engel nitelikte olmamakla birlikte kusur ve eksiklik tespit ederse geçici kabul tutanağını tanzim eder, kusur ve eksikliklerin ayrıntısını gösterir listeyi düzenler ve bunların giderilmesi için gerekli olan süreyi tutanakta belirtir; süre sonunda işin son durumu ayrıca tutanakla tespit edilir. Eksikliklerin verilen sürede giderilmemesi halinde Şartname günlük ceza rejimi öngörmüş, gecikmenin otuz günü geçmesi halinde ise kusur ve eksikliklerin “yüklenici nam ve hesabına” giderilebilmesini mümkün kılmıştır. Kabul komisyonunun oluşturulması ve işyerine gönderilebilmesi, kusurlu ve eksik kısımların bedelleri toplamının işin sözleşme bedelinin yüzde beşinden fazla olmaması koşuluna bağlanmış; ayrıca bu eksikliklerin işin idareye teslimine ve kullanılmasına ve/veya işletilmesine engel olmayacak ve herhangi bir tehlikeye meydan vermeyecek nitelikte olması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Geçici kabul tutanağının hukuki sonuç doğurması Madde 41/7 ile “geçici kabul tutanağı, ihale makamı veya yetkilendirdiği kişilerce onaylandıktan sonra geçerli olur” şeklinde açıklanmıştır. Aynı fıkrada yer alan “geçici kabulün yapılmasını müteakip işin kullanılması ve/veya işletilmesi, işin kesin kabulünün yapıldığı anlamına gelmez” cümlesi ise, geçici kabul sonrası dönemde kesin kabul yapılmış sayılmayacağını ve teminat süresi ile kesin kabul hükümlerinin işletileceğini ortaya koymaktadır.
Teminat Süresinin Başlangıcı: “Geçici Kabul İtibar Tarihi” ve Gecikme Halinde “İşin Gerçek Bitiş Tarihi”
Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nde teminat süresinin başlangıcına ilişkin esaslar, yüklenicinin sorumluluk süresinin belirlenmesinde tereddüt oluşmaması amacıyla düzenlenmiştir. Şartnamede teminat süresi, geçici kabul ile kesin kabul arasındaki dönem olarak tanımlanmakla birlikte, bu sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı “geçici kabul itibar tarihi” kavramı ile belirlenmiştir.
Bu kapsamda, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 41 inci maddesinin sekizinci fıkrasında “geçici kabul itibar tarihi olarak esas alınacak tarih, işin geçici kabule elverişli bir halde tamamlandığı tarih olup bunu geçici kabul komisyonu tespit ederek tutanağa geçirir” hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme ile teminat süresi bakımından esas alınacak başlangıç tarihinin, geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı tarih değil; işin fiilen “geçici kabule elverişli bir halde tamamlandığı tarih” olduğu anlaşılmaktadır. Böylece kabul işlemlerinin idari süreç içerisinde uzaması veya onay işlemlerinin gecikmesi, yüklenicinin sorumluluk süresinin belirsiz şekilde uzamasına yol açmayacaktır.
Yapım İşleri Genel Şartnamesi, kabul komisyonunun işyerine gitmesinin veya kabul işlemlerinin yapılmasının gecikmesi ihtimalini de ayrıca düzenlemiş ve teminat süresinin başlangıcının bu tür gecikmelerden etkilenmemesi için 41 inci maddenin dokuzuncu fıkrasında “kabul komisyonunun iş yerine gitmesi ve kabulü yapması herhangi bir nedenle gecikmiş ise kabul tutanağında işin gerçek bitiş tarihi belirtilir ve bu tarih, işin geçici kabul itibar tarihi olur” hükmüne yer vermiştir. Bu hüküm gereğince kabul komisyonunun çeşitli nedenlerle gecikmesi halinde dahi işin gerçek bitiş tarihi kabul tutanağında belirtilmekte ve bu tarih doğrudan “geçici kabul itibar tarihi” olarak esas alınmaktadır. Dolayısıyla teminat süresinin başlangıcı, idarenin kabul işlemlerini geciktirmesi durumunda dahi değişmemekte; yüklenicinin sorumluluğu bu tarih üzerinden hesaplanmaktadır. Sonuç olarak “geçici kabul itibar tarihi”, teminat süresinin başlangıcı bakımından belirleyici ve tutanakta yazılan tarihtir; komisyonun gecikmesi dahi bu tarihi değiştirmemekte, teminat süresinin başlangıcı “işin gerçek bitiş tarihi” esas alınarak tespit edilmektedir.
Teminat Süresi: Tanım, Asgari Süre ve Süre Bitiminde Sorumluluk Sınırı
Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nde teminat süresi, geçici kabul sonrasında yüklenicinin sorumluluğunun devam ettiği dönemi ifade eden temel bir kavramdır. Bu süre, yapım işinin tamamlanmasından sonra ortaya çıkabilecek kusur, eksiklik ve aksaklıkların giderilmesi bakımından yükleniciye belirli bir sorumluluk yüklemekte; aynı zamanda bu sorumluluğun zaman bakımından sınırlarını da ortaya koymaktadır.
Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin “Teminat süresi” başlıklı 42 nci maddesinin birinci fıkrasında teminat süresi “geçici kabul ile kesin kabul tarihi arasında geçecek süre teminat süresidir. Yapım işlerinde teminat süresi, sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa on iki aydan az olamaz” şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm gereğince teminat süresi, geçici kabul ile kesin kabul arasında geçen ve sözleşme ile belirlenen süre ile sınırlı bir dönemdir.
Teminat süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususu ise Yapım İşleri Genel Şartnamesi sistematiğinde “geçici kabul itibar tarihi” kavramına bağlanmıştır. Nitekim Tip Sözleşme hükümlerinde de teminat süresi başlangıcının “geçici kabul itibar tarihi” olarak belirlenmesi suretiyle aynı esas benimsenmiştir. Bu doğrultuda Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında “teminat süresi geçici kabul itibar tarihinden itibaren başlar” hükmü yer almaktadır.
Bununla birlikte Yapım İşleri Genel Şartnamesi, geçici kabul sırasında tespit edilen kusur ve eksikliklerin süresinde giderilmemesi ihtimalini de ayrıca düzenlemiş; bu durumda teminat süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağını ortaya koymuştur. Madde 42/2’de devamla “geçici kabulde tespit edilen kusur ve eksikliklerin verilen sürede giderilmemesi halinde teminat süresi bu kusur ve eksikliklerin tamamlanması üzerine geçici kabul tutanağının onaylandığı tarihten itibaren başlar” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelerle teminat süresi, geçici kabul itibar tarihinden itibaren işlemeye başlayan, süresi sözleşme ile belirlenen ve yüklenicinin bakım, koruma ve kusur giderme yükümlülüğünün yürürlükte olduğu sınırlı bir dönemdir; teminat süresinin sona ermesiyle birlikte yüklenicinin teminat kapsamındaki sorumluluğu da zaman bakımından sınırına ulaşmakta ve yüklenicinin bakım ve giderim yükümlülüğü sözleşmede belirlenen teminat süresi ile sınırlı kalmaktadır.
Teminat Süresindeki Bakım ve Giderler ile Sorumluluğun Sınırı
Teminat süresi içerisindeki bakım ve giderler bakımından yüklenicinin yükümlülükleri Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 43 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Madde 43/1 uyarınca “yüklenici işlerin, teminat süresi içindeki bakımını yapmak ve tümünü iyi bir şekilde korumak ve çıkabilecek kusur ve aksaklıkları gidermek zorundadır.” Aynı fıkrada, bu çerçevede yapı ve yapıyı oluşturan makine, ekipman ve tesisatın işler halde ve kullanıma hazır biçimde bulunmasını sağlamaya dönük periyodik bakım hizmetlerinin verilmesine ve gerekli hallerde malzeme/parça değişimi yapılmasına ilişkin giderlerin karşılanmasının da yükleniciye ait olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bununla birlikte Şartname, bakım sorumluluğunu mutlak biçimde genişletmemiş; Madde 43/3’te “bitirilmiş yapıların idare tarafından kullanılma ve işletilmesinden kaynaklanan veya yüklenicinin kusurları dışındaki hallerin gerektirdiği, birinci fıkrada tanımlanan periyodik bakım dışındaki onarımlar bakım yükümlülüğünün dışındadır” hükmüne yer vermiştir. Bu düzenleme, teminat süresi içinde dahi bakım yükümlülüğünün sınırını “idarenin kullanılma ve işletilmesinden kaynaklanan” haller ile “yüklenicinin kusurları dışındaki haller” bakımından belirlemekte; böylece yüklenicinin sorumluluk alanını kusur ve atfedilebilirlik ölçütleriyle sınırlandırmaktadır.
Kesin Kabul ve Gecikme Halinde Teminat Süresi Sonrası Dönemin Değerlendirilmesi
Kesin kabul, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 44 üncü maddesinde düzenlenmiş olup, kabul sürecinin teminat süresi sonunda tamamlanmasını sağlayan son aşamadır. Madde 44/1 hükmü uyarınca:
“Kesin kabul için belirlenen tarihte, yüklenicinin yazılı müracaatı üzerine, kesin kabul komisyonu oluşturularak geçici kabuldeki esas ve usullerle kesin kabul yapılır.”
Bu hükümle kesin kabul işlemlerinin, yüklenicinin yazılı müracaatına bağlı olarak yürütüleceği belirtilmiştir. Aynı fıkrada ayrıca, yüklenicinin belirlenen tarihte kesin kabul başvurusunda bulunmaması halinde “idarece re’sen kesin kabul işlemlerine başlanabileceği” düzenlenmiş; böylece kesin kabulün yalnızca yüklenicinin talebine bağlı bir işlem olmadığı da ortaya konulmuştur.
Kesin kabul komisyonunun inceleme alanı Madde 44/2 ve Madde 44/3 hükümleriyle belirlenmiştir. Madde 44/2 uyarınca komisyon, geçici ve kesin kabuller arasında yüklenici tarafından yapılması gereken “sürekli bakım niteliğindeki işlerin sözleşme uyarınca yapılıp yapılmadığını” inceler ve tespit eder. Devamlı bakım yükümlülüğü bulunmayan hallerde ise Madde 44/3 hükmü gereğince kesin kabul komisyonu; geçici kabul sırasında iyi durumda ve kabule elverişli olduğu tespit edilmiş işlerde, teminat süresince kullanılma sonucunda meydana gelen normal aşınma ve eksilmeden doğan durumlar haricinde, işin fen ve sanat kurallarına uygun yapılmamasından kaynaklanabilecek herhangi bir bozukluğun veya geçici kabulden sonra ortaya çıkan bir kusurun bulunup bulunmadığını araştırır.
Kesin kabul tutanağının düzenlenmesine ilişkin temel şart ise Madde 44/4’te ifade edilmiştir. Buna göre:
“Teminat süresi içinde yüklenicinin, bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu ve kendisine yüklenebilecek kesin kabulü engelleyecek bir kusur ve eksiklik görülmediği takdirde kesin kabul tutanağı düzenlenir.”
Bu hüküm, kesin kabulün yapılabilmesi için yüklenicinin teminat süresi boyunca bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasını ve kendisine yüklenebilecek kusur veya eksiklik bulunmamasını şart koşmaktadır. Aynı fıkrada yer alan:
“Eğer bu süre içinde, sorumluluğu yükleniciye atfedilmeyecek bir kusur veya eksiklik tespit edilmişse bu da tutanakta ayrıca belirtilir.”
ifadesi ise, teminat süresi içinde dahi yükleniciye yüklenemeyecek kusur veya eksikliklerin bulunduğu durumlarda bunların ayrıca tutanak altına alınacağını göstermektedir. Böylece kesin kabul sürecinde esas alınan ölçütün “yükleniciye atfedilebilir sorumluluk” olduğu anlaşılmaktadır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, teminat süresi geçici kabul itibar tarihinden itibaren işlemeye başlayan ve sözleşmede belirlenen süre ile sınırlı bir dönemdir. Kesin kabul işlemlerinin idareden kaynaklı nedenlerle gecikmesi, teminat süresinin uzaması sonucunu doğurmamakta; yüklenicinin bakım ve giderim sorumluluğu, teminat süresiyle sınırlı kalmaktadır.
Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 20.06.1988 tarihli ve E:48, K:2362 sayılı kararında da yüklenicinin yaptığı bütün işleri “teminat süresi içinde iyi bir şekilde korumakla yükümlü” olduğu belirtilmiş; ancak teminat süresinin “geçici kabul tarihinden başlayarak kesin kabulün yapılması gereken 12 aylık zaman ile sınırlı tutulduğu” ifade edilmiştir. Kararda teminat süresi dışında meydana gelen olaylardan yüklenicinin sorumlu tutulmasının “maddi hukuk açısından olanaksız” olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Sonuç olarak Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 41, 42, 43 ve 44 üncü maddeleri uyarınca teminat süresi geçici kabul itibar tarihinden itibaren işlemekte, sözleşmede belirlenen süre sonunda sona ermekte ve yüklenicinin bakım ve giderim yükümlülüğü bu süre ile sınırlı bulunmaktadır. Kesin kabulün gecikmesi teminat süresini uzatmadığı gibi, teminat süresi sona erdikten sonra meydana gelen ve yüklenicinin kusuruna dayanmayan hasarların yükleniciye yüklenmesi de mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları karşısında mümkün görünmemektedir.
Genel Sonuç
Yapım İşleri Genel Şartnamesinde kabul işlemleri; geçici kabul (Madde 41), teminat süresi (Madde 42), teminat süresindeki bakım ve giderler (Madde 43) ve kesin kabul (Madde 44) hükümleriyle birbirini takip eden aşamalar halinde düzenlenmiş; yüklenicinin sorumluluğu da bu sistematik içinde belirli bir süre ve kapsamla sınırlandırılmıştır. Geçici kabulün yapılmasını müteakip işin kullanılması ve/veya işletilmesi, açık hüküm gereği, kesin kabulün yapıldığı anlamına gelmemekte; kesin kabul işlemi teminat süresi sonunda yapılacak inceleme ve onay işlemiyle kabul sürecini tamamlamaktadır.
Teminat süresi, Madde 42/1 uyarınca “geçici kabul ile kesin kabul tarihi arasında geçecek süre” olup sözleşmede aksine hüküm yoksa “on iki aydan az olamaz.” Bu sürenin başlangıcı ise Madde 41/8 ve 41/9 hükümleriyle “geçici kabul itibar tarihi”ne bağlanmış; kabul komisyonunun gecikmesi halinde dahi “işin gerçek bitiş tarihi”nin itibar tarihi olacağı düzenlenerek yüklenicinin sorumluluğunun idari gecikmelerle belirsiz şekilde uzamasının önüne geçilmiştir. Böylece teminat süresi, başlangıcı ve süresi belirli, yüklenicinin sorumluluğunu zaman bakımından sınırlandıran bir kurum olarak ortaya konulmuştur.
Teminat süresi içinde yüklenici, Madde 43/1 gereğince işlerin bakımını yapmak, tümünü iyi bir şekilde korumak ve çıkabilecek kusur ve aksaklıkları gidermek zorundadır. Bununla birlikte Madde 43/3 hükmü, bitirilmiş yapıların idare tarafından kullanılma ve işletilmesinden kaynaklanan veya yüklenicinin kusurları dışındaki hallerin gerektirdiği onarımların bakım yükümlülüğünün dışında olduğunu açıkça belirterek sorumluluğun kapsamını kusur ve atfedilebilirlik ölçütleriyle sınırlandırmıştır.
Kesin kabul aşamasında ise Madde 44 hükümleri uyarınca komisyon, teminat süresi içinde yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini ve geçici kabulden sonra ortaya çıkan kusur bulunup bulunmadığını incelemekte; teminat süresi içinde yüklenicinin bütün yükümlülüklerini yerine getirdiği ve kendisine yüklenebilecek kesin kabulü engelleyici kusur ve eksiklik görülmediği takdirde kesin kabul tutanağı düzenlenmektedir. Ayrıca Madde 44/4’te “sorumluluğu yükleniciye atfedilmeyecek bir kusur veya eksiklik tespit edilmişse bu da tutanakta ayrıca belirtilir” hükmü yer almakta; böylece kesin kabul sürecinde dahi esas ölçütün yükleniciye atfedilebilir sorumluluk olduğu vurgulanmaktadır.
Bu çerçevede teminat süresi, geçici kabul itibar tarihinden itibaren işlemekte ve sözleşmede belirlenen süre sonunda sona ermektedir. Kesin kabul işlemlerinin idareden kaynaklı nedenlerle gecikmesi, teminat süresinin uzaması sonucunu doğurmamakta; yüklenicinin bakım ve giderim sorumluluğu teminat süresiyle sınırlı kalmaktadır. Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 20.06.1988 tarihli ve E:48, K:2362 sayılı kararında da teminat süresinin “geçici kabul tarihinden başlayarak kesin kabulün yapılması gereken 12 aylık zaman ile sınırlı tutulduğu” belirtilmiş; teminat süresi dışında meydana gelen olaylardan yüklenicinin sorumlu tutulmasının “maddi hukuk açısından olanaksız” olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Sonuç itibarıyla, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 41–44 üncü maddeleri ve yerleşik yargı içtihatları uyarınca, teminat süresi sona erdikten sonra kesin kabulün gecikmesi halinde meydana gelen ve yüklenicinin kusuruna dayanmayan hasarların yükleniciye yüklenmesi mümkün değildir. Teminat süresi bitimiyle birlikte yüklenicinin sorumluluğu zaman bakımından sınırına ulaşmakta; kesin kabulün idare kaynaklı gecikmesi bu sorumluluğu uzatmamaktadır.
